
İbrahim Aksoy
Cumhuriyetin kuruluş yıl dönümü yaklaştıkça, aydınlar ve siyasetçiler, cepleri dolu yalanla dolaşmaya başladılar. Herkes konuşma yarışında, bakalım kim daha iyi yalan söyleyecek. Eğer konuşmalarda söylediği yalanlara itiraz eden yoksa, aynı yalanları yazmaya devam ediyorlar.
Birinci Dünya Savaşında Almanya ve Osmanlı bir cephede, diğer Avrupalılar hepsi karşı cepheyi oluşturuyordu. Osmanlı 30 Ağustos 1918 günü, koşulsuz teslim olduğunu açıkladı. Aynı gün Mondros Ateşkes Sözleşmesini imzaladı. Almanya da 11 Kasım 1918 tarihinde koşulsuz teslim olduğu açıklamasını yaptı. Böylece 11 Temmuz 1914 başlayan birinci Dünya savaşı da sona erdi. Savaşlarda koşulsuz teslim olan tarafın, karşı tarafa karşı, hiçbir söz hakkı kalmıyor. Koşulsuz teslim, siz ne karar alırsanız, benim kabullümdür anlamını taşır.
13 Kasım 1918 Tarihin General Müttefik güçlerin birkaç gemisi, İngiliz General Harington başkanlığında, geldi Başkent İstanbul’u, Sultan Vahdettin’den teslim aldı. Gemileri açık denizde, askerler gemilerinde yatıp, kalkarlardı. Anadolu yani bugünkü Türkiye toprakları işgal edilmemişti. Osmanlı koşulsuz teslim olduğu için, işgal edilmemiş yerlerde müttefiklere kaldı. Bölgeyi yönetmek üzere General Harington görevlendirilmişti. General Harington geldi, Sultan Vahdettin’den anahtarı teslim aldı ve Misakı Milli alanlarını yönetmeye başladı. General Harington’dan habersiz, boğazdan balıklar bile geçemezdi. Bütün şehirlere, Müttefik güç; subaylarını Vali olarak atadı. Zaten Osmanlı koşulsuz teslim olduğundan, ordusunu dağıtmış, bütün mal varlığını ve silahlarını General Harington’a teslim etmiş. Anadolu’da yaşayan bütün insanlar, Sultan’ın Saray’ından ve Paşalarından nefret ediyordu. Herkes elini açmış, Sultan’dan ve Paşalarından kurtulduğuna şükür ediyorlardı ve bunlardan uzak duruyorlardı.
Bugün Türk siyasetçi ve aydınları, ağzını açan, “Osmanlı ordusuna” Türk ordusu ve Türk Paşaları diye konuşurlar. Halbuki 1923 tarihinden önce, Osmanlı Ordusu ile ilgili, böyle bir kelimeyi bir Türk’ün ağzına soksan, korkudan çiğnemeden yutardı. Ayrıca; 1923 tarihinden önce, Osmanlı literatüründe yazılı ve sözlü olarak, “Türk Ordusu-Türk Paşalar” sözcüğü yoktur. Osmanlı kendi Ordusuna; Türk Ordusu diyenin, uyuşturmadan dilini keserdi.
Mustafa Kemal; Filistin cephesinde Başkomutan Alman Mareşal Erich Von Falkınhayın’ın yardımcısı olarak görev yapıyordu. İstanbul’dan gelen bir telgrafla, Mustafa Kemal Paşa Şam Emevî Camisinin avlusundaki, yaralı ve ölü Osmanlı askerlerini bırakarak, Trene bindi İstanbul’a geldi. Halbuki Sultan Vahdettin, cepheyi bırakıp, kaçıp İstanbul’a gelen Paşaları yakalayıp, Yedi Kule zindanlarına atıyordu. Yedi Kule zindanlarında, çok sayıda Osmanlı Paşası vardı. Mustafa Kemal Paşa İstanbul’a geldiği gün, Harington ile görüştü, altı aydan fazla, İstanbul’da kaldı ve tutuklanmadı. Tutuklanmamasının kerameti sonradan belli oldu.
Harington ve Sultan Vahdettin birlikte, Mustafa Kemal Paşa’yı görevlendirdiler, Yedi kule Zindanlarındaki Paşalardan 19 kişiyi de yanına verdiler, Sarayın Bandırma isimli özel Yatı ile Samsun’a gönderdiler. Döndü dolaştı Ankara’ya geldi. Mart 1921 tarihinde, Sakallı Nurettin Paşa’yı Görevlendirdi, Silahlar Lenin’den Topal Osman’ın komutasındaki 1917 Tarihinde Trabzon Cumhuriyetini kuran gerillasıyla. Koçkiri’ye saldırdılar. Koçkiri’de 30,0 binden fazla insan katlettiler. Evet; bu katliam General Harington’un gözleri önünde ve Mustafa Kemal’in emri ile oldu.
Mustafa Kemal Paşa 5 Ağustos 1921 tarihinde, Başkomutan olunca 96.326 askeri vardı, diyorlar. Yalan; Mustafa Kemal Paşa bu kadar askerin, barınma, yemeği ve silahlarını nasıl temin ediyordu?
23 Ağustos 1921 Sakarya Meydan Muharebesi, 101.727 askeri vardı.
Yalan; Kısa sürede, bu orduyu nasıl oluşturdu, ihtiyaçlarını nasıl karşıladı?
30 Ağustos 1922 Dumlupınar Meydan Muharebesinde,196.000 askeri vardı, diyorlar.
Yalan; Harington’dan habersiz bu orduyu nasıl bir araya getirdi? İhtiyaçlarını nasıl karşıladı?
90.000 kişilik bir ordu ile, İstanbul’daki işgalci güçlere saldırmış ve İstanbul’u işgalden kurtarmışlar.
Yalan; İstanbul Harinton’a teslim edildi, Harington da 6 Ekim 1923 tarihinde törenle uğurlandı.
Ekim 2026




