
Memo Şahin
„Terörsüz Türkiye“ ile „Barış ve Demokratik Toplum“ olarak birbirine yüz seksen derece ters tanımlamalarla anılan 20 aylık sancılı „süreç“ dönüp dolaştı ve nihayetinde yeni bir yasaya gelip dayandı.
Devletin „Çerçeve Yasa“dan anladığı ve içerik olarak sunduğuyla PKK ve DEM Partililerin anladıkları ya da anlatmaya çalıştıkları arasındaki açı da 180 derece farklı ve birbirlerinin tam zıddı istikamet ve yönde.
Söylenenlerle yazılıp çizilenlere bakıldığında AKP’li kurmayların birkaç aşama ve kademeli olarak belirttikleri „Çerçeve Yasa“nın İmralı’dan da onay aldığı yönünde.
Buna göre aşamalı bir plan devrede: Örgüt Yöneticileri, suça karışmış örgüt üyeleri, suça karışmamış örgüt üyeleri ve içerde olanlarla davası sürenler diye devam eden kademeli bir yasa bu ay içinde veya kısa bir süre sonra devreye girecek ve herşey güllük gülistanlık olacak(!)
Adli kontrol şartı ile beş yıllık siyasi faaliyet kısıtlaması ise hazırlanan yasanın prangasını oluşturacak. Yönetici kadrolara ise sürgün yolu açık bırakılacak.
Yabancı gelmedi bana, çerçevesi böyle tanımlanan bu yasa, yeni bir Pişmanlık Yasası çağrışımı yaptı.
Ne de olsa her baharda “kökü kazınan” PKK’dan geriye kalanlara pişmanlık dayatılmaktaydı onlarca yıl boyunca, Erdoğan’ın iki trilyon dolardan fazla para harcadık dediği “düşük yoğunluklu” kirli bir savaşta.
Açık söyleyeyim. Son kırk yılda çıkarılan pişmanlık ve eve dönüş yasalarını tek tek yeniden araştırma yerine işin kolayına başvurup Yapay Zeka’ya sormayı tercih ettim. Buyrun aldığım yanıtlara:
„Türkiye’de PKK mensuplarının teslim olmasını, örgütten ayrılmasını veya topluma kazandırılmasını amaçlayan düzenlemeler iki farklı şekilde değerlendirilmektedir:
- Geçici „Pişmanlık Yasaları“ (1985–2000)
- 2005’ten beri yürürlükte olan Türk Ceza Kanunu’nun 221. maddesindeki „Etkin Pişmanlık“ düzenlemesi.
„Sadece PKK’ya yönelik çıkarılan geçici pişmanlık yasaları esas alındığında, genel kabul gören sayı 7’dir. Ancak bazı akademik çalışmalar ve resmi değerlendirmeler, 1985’teki ilk yasa ile sonraki uzatma ve değişiklikleri ayrı kanunlar olarak saydıkları için toplamı 8 olarak vermektedir.
„2005 yılında ise yeni Türk Ceza Kanunu yürürlüğe girmiş ve geçici pişmanlık yasalarının yerini TCK’nın 221. maddesindeki „etkin pişmanlık“ hükümleri almıştır. Bu düzenleme süreklidir; belirli bir tarihle sınırlı değildir ve PKK dâhil silahlı örgüt üyeleri, kanunda öngörülen şartları taşımaları hâlinde bu hükümlerden yararlanabilmektedir“.
Evet, bunları belirtiyor Yapay Zeka.
Madem 2005 yılından beri TCK’nın 221. maddesindeki „etkin pişmanlık“ yasası halen yürürlükteyse, yeni bir „Çerçeve Yasa“ya ihtiyaç neden?
Kusura bakmayın. Herşey bir anda aklına gelmiyor insanın. Soruyu sorduğumda vardım farkına. Sözkonusu bu Çerçeve Yasa sadece ve sadece PKK’lileri kapsıyor, diğer örgütlerin üye ve yandaşlarını değil.
Peki ne farkı kalıyor bundan gayri önceki pişmanlık yasalarından?
Bana sorarsanız, hiçbir farkı yok. Tek fark sadece münfesih PKK mensuplarının bu yasadan faydalanarak sıraya girmeleri ve Türk devletinin merhametli kollarına sığınmaları.
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, çerçeve yasanın TBMM tatile girmeden gündeme alınması konusunda mutabakat sağlandığını açıklamış. Ancak yasa taslağının kendileriyle paylaşılmadığını belirtmiş ve İmralı Heyeti’nin yaklaşık 40 gündür Abdullah Öcalan ile görüşemediğini söyleyerek, “Yasa gelecek ama nasıl gelecek, bunu bilmiyoruz” demiş.
Bu ne yaman çelişki, Sayın Doğan, Sayın DEM Partililer?
Öcalan’ın hergün yüz kişilik bir etkinliğe bile mesaj gönderdiğini şimdilik es geçelim ve sadece şunu soralım:
Nasıl oluyor da içeriğinden haberdar olmadığınız bir yasanın TBMM’de gündeme alınması konusunda evet diyebiliyor, sonrasında ise yakınabiliyorsunuz?
Öyle görünüyor ki, mutabakat sağlanan Erdoğan ve AKP’nin yasa teklifidir, ondan başkası değil, adı çerçeve yasa olan, özü itibariyle pişmanlıktan öte geçmeyen!
Biliyoruz: Erdoğan kindar, lafının üstüne laf edilmesini istemeyen biri.
Erdoğan, 2013 ile 2015 yılları arasında sürdürülen ve sonrasında kimi iç ve dış güçlerce çökertilen Barış Süreci’nin diyetini ödettiriyor Öcalan aracılığıyla PKK ve DEM’lilere, hem de kendi payını da ekleyerek.
Önce herşeyden feragat edilecek, tanım uygun düşerse, diz çöktürülecek, sonrasında ise Sultan, büyüklük göstererek kimi şeyler verecek, bahşedecek.
Bugün itibarı ile Erdoğan tam da bu.
Buraya kadar olan PKK ile ilgili bölüm.
Erdoğan da, Bahçeli de bu saatten, bunca mücadeleden sonra hak ve hukuktan yoksun Kürt’le bir geleceğin olmayacağının bilincinde ve TC’nin sınırları dışındaki Kürtleri de kapsayacak bir arayış içinde. Kürt kamuoyunda etkisi yüksek olan Barzani ve Öcalan faktörü olmaksızın Ortadoğu’da yeni bir denklem kurulamayacağının idrakında.
Bu iş için yıllar önce Milli Güvenlik Kurulu’nun yapısı değiştirildi, sonrasında ise, İmamoğlu’nun tutuklanması ve CHP’nin çift başlı hale getirilmesi ile Kemalizme neşter atıldı.
Bu sancılı süreç de aşılacak ve Erdoğan, bundan sonra Kürtler olmadan iktidar sahibi olamayacak.
Herşey bir dönem daha Erdoğan’la devama kurgulu ve bu işin anahtarı ise Kürtlerde.




