
İbrahim Aksoy
Türkiye’de; son günlerde sadece NATO tartışılıyor. Halbuki ondan önce AB’den bir heyet Ankara’ya geldi ama unutuldu gitti. En üst siyasi kademeden, en alt kademeye kadar, sorduğumuzda, AB bizi almıyor nesini tartışalım, diyorlar.
AB’ye üye olmak isteyen her ülke, AB kurallarına uymak mecburiyetindedir. Özellikle sosyal yaşam alanında, her üye ülke, sorumluluğunu yerine getirmek zorundadır, yoksa üye olamaz. Türkiye sorumluluklarını yerine getiremediği için üye olamadı. Bu Türkiye hiçbir zaman AB sosyal yaşam kurallarını yerine getiremez, öyleyse hiçbir zaman da üye olamaz. Zaten Türkiye de devletin, şimdiki düzenini de bozmak istemiyor ve üye de olmak istemiyor.
İnanç konusunda AB, devletin dini olmaz, herkes inandığı dine ve mezhebe üye olabilir ve kendi din adamının, giderlerini kendisi karşılamak zorundadır. Devlet kendisine bir resmi din seçip, diğer inançları yasaklayamaz. Devlet vatandaşlarından topladığı vergilerle, kendi resmi inancının giderlerini ödeyemez. Türkiye’de çocuklar için 23 bin Kuran kursu var ve bunların 16.0 bini yatılı. 53 Ülkeden getirilen kız ve erkek çocuklar Diyanete bağlı yatılı kuran kurslarında eğitim alırlar.
Türkiye; vergilerden oluşan bütçeden, din işlerine bütçeden pay ayırır. Din işlerinin bütçesi, her yıl üçüncü büyük bütçe, din işlerine aittir. Bu bütçe; sadece SUNNİ Mezhebinden olanların din adamlarının giderleri ödenir, çünkü onlar devlet kadrosunda memurdur. Başka hiçbir din adamlarının giderlerini ödemez. Mesela; Türkiye’de Şafii mezhebinde 15 Milyon kadar insan vardır. Bunların sadece Diyarbakır’da yarım camisi vardır, hiçbir Şafii Camisi yoktur. Şafii köylerde Sünni imamlar göre yaparlar. Halbuki İslam’da Sünni diye bir mezhep yoktur. Sünnilik sadece ben Türk-Müslümanım diyenlerin mezhebidir. Devlet bundan vazgeçmez, AB de bunu asla birlik içerisine sokmaz, zaten Türkiye de akordu bozulmasın diye girmek istemiyor.
AB ülkelerinde, 18 yaşından küçük çocuklara din dersi yasaktır. Türkiye de bırak okula gidenleri, yedi yaşından küçük çocuklar için bile Kuran kursları mevcut. Çocuklar için kreşlerden çok, kuran kursu var. Diyanetin 340 bin çalışanı ve 90 binden fazla Cami’si var. 2026 bütçesi 174,4 milyar lira. Her Cami için 4 kişi çalışıyor, 2 milyar lira gideri var. Hele bir AB’ye bak, bir de Türkiye’ye bak. Türkiye asla bu birliğin üyesi olmak istemez. Çünkü hala yeteri kadar Sünnileşemedi.
Türkiye’de 20 bin kadar Alevi yaşıyor. Ocak 1925 tarihinde Osmanlı Paşası Mustafa Kemal, 677 sayılı yasa ile Aleviliği yasakladı. Yasak hala devam ediyor. Din yasaklanır mı, ama Türkler yasaklar.
Türkiye AİHM üyesidir, kararları Anayasa hükmündedir. 2013 yılında AİHM bir karar aldı, (Alevilik bir inançtır, Cemevleri onların ibadethanesidir, yasaklanamaz) diyor. Aradan 13 yıl geçti, hala bu karar uygulanmıyor. Türkler; namazdan çıkar gelir Konya’daki Pir Mevlâna dergâhında, çalgı çalar sema dönerler ama, Aleviliği inanç olarak kabul etmezler. Nasıl AB’ye üye olsunlar ki?
Türkiye Cumhuriyetle yönetildiği söylenir, Anayasalarını sık sık değiştirirler, dinle ilgili bölümü her seferinde daha devletleştirirler. İslam diye uyguladıkları dinin, İslam’la hiçbir alakası yoktur. Geçtiğimiz günlerde NATO toplantısı nedeniyle, ABD Devlet Başkanı Trump Türkiye’ye geldi. Erdoğan’ın eşi Emine Hanım, Türkbant başında, misafir gelen ABD Başkanı Trump ile tokalaşıyordu. Erdoğan Türkbant’ı başında kadınları, Vali ve General atıyor. Elinizi vicdanınıza koyun, bu davranışın İslam’la ne alakası var? Cumhurbaşkanı bunu yaparsa, Konyalı da Camiden çıkar gider, Mevlâna Dergâhında saz çalar Sema döner. Ondan sonra döner İnançla alay edilmez derler. Müslümanlar; Aleviler Cem’i aydınlatmak için, Cem’de yaktıkları Delil’i hamam tasına dönüştürdüler ve Alevilikle alay ettiler. Daha Türkler hamam nedir bilmezken, Tunçtan yapılmış bir Delil bende var, saklıyorum. Efendiler siz neden başkasının dini ile alay ediyorsunuz? Bir Alevi gelse sizin Cami’nizde saz çalsa, semah dönse, siz ne dersiniz?
Din bireyin manevi dünyasıdır, alay edilmez. Türkiye’de dinle alay eden, devletin kendisidir.
Temmuz 2026




