
İbrahim Aksoy
Atatürk’ün 9 Eylül 1923’te kurduğu ve 29 Eylül 1923’te yani 20 gün sonra Cumhuriyeti kuran partisi CHP 21 Mayıs 2024 tarihinde orta şiddette bir derem geçirdi. Can kaybı yok ama çok sayıda gönülden ve kafadan yaralı var.
Bir şikâyet üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, 36 Hukuk Dairesi, CHP kurultay davası için “Mutlak butlan” kararı verdi. Genel Başkan Özgür Özel ve kadrosu yönetimden uzaklaştırıldı, Seçimi kayıp eden eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve kadrosuna görevi verdi.
Sorun ise; Özel ve adamları, kurultayda partili delegelere oy versinler diye rüşvet dağıtmış. Bu da sorun mu; CHP’nin kurucu Genel Başkanı Mustafa Kemal da rüşvet alıyordu. Aldığı rüşvetin tam listesini daha önce yazmıştım. Toplam 108 bin dönümden oluşan, altı tane çiftlik ve İş Bankasının %28,9 hissesi, bira fabrikası, şarap fabrikası, beş tane köşkü ve liste böylece uzayıp gidiyor. Ben tam listeyi daha önce yazmıştım. Mustafa Kemal bunları Cumhurbaşkanı maaşından artırdığı para ile almadı ama zorla zimmetine geçirdi. O günden beri Türkiye’de rüşvet vermek ve almak, atadan kalma normal bir davranış sayılıyor. Ayrıca bunu yapanlar toplumda, becerikli ve başarılı sayılıyor. Devletin üst seviyelerinde görevlendiriliyorlar.
Mahkeme kararına rağmen, Özel adamlarıyla birlikte partiyi işgal etmiş, “burası Atatürk’ün Partisi kimseye vermem” diyor. Kılıçdaroğlu “mahkeme kararı var ben alırım” diyor. Eğer bunlar vatandaşı ve vatanı düşünselerdi, ikisi oturur biz bu sorunu, partiye zarar vermeden nasıl çözeriz diye, birlikte karar alırlardı. Bu efendilerin Devleti ve Milleti düşündükleri yoktur. Tek sorunları; parti yönetimini nasıl ele geçirir, kadromuzla zengin oluruz, hesabını yapıyorlar.
Bunlar sadece parti yönetimini değil, ilk seçimde devlet yönetimini de ele geçirmeyi söylüyorlar. Bunlar bir partiyi yönetemiyorlar, kavga ediyorlar, acaba kavga etmeden, devleti nasıl yönetecekler? Zaten alın devleti biraz da siz yönetin diyecek seçmenin bunlardan farkı yoktur.
Cephe kaçkını Osmanlı Paşaları, Ankara da bir araya geldiler, Cumhuriyet kurduklarını ilan ettiler ama, Türkiye’de Cumhuriyetin adı var ama, kendisi hiç olmadı. Paşaların kurduğu Cumhuriyet’in, spor takımlarından hiçbir farkı yoktur. Benim takımım, benim partim. Partinin neler yaptığından haberi yoktur. Seçimi kayıp etseler, obür seçimde kazanırız inşallah der kendilerini avuturlar.
Cumhuriyet kurulduğu günden beri, hiç seçim olmadı. Genel merkez, Belediye başkanlarını ve Milletvekillerini, devlet memuru atar gibi atamasını yapar, seçmen de partiye oyunu verir. Seçmen kimi vekil seçtiğini bilmez, tanımaz. “Partime oyumu veriyorum” der. Belediye Başkanları da, nahiye müdürü atanır gibi atanır, seçmen de partisine oy verir. Mesela Özgür özel, son seçimde partisi CHP’de atadığı Belediye Başkanlarından, tam 17 tanesi, Atamasını yapan, Özgür Özel’in Partisinden istifa etti, Erdoğan’ın partisine geçti. Özgür Özel de kızıyor. Kızma efendi bunlar senin atadığın Belediye Başkanları. Eğer kızman geldiyse, biraz da kendine kız.
Cumhuriyet rejiminde ve Demokrasiler de Belediye Başkanlarını ve Milletvekillerini önce adaylar arasında, parti üyeleri seçer, sonra da genel seçimde halk listeye oyunu kullanır. Böylece seçilenlerin, halkla yakın bir bağı oluşur, adaylar genel merkeze uşaklık yapmaz, vatandaşla yakın ilişki içerisinde olur. Paşalar Cumhuriyet’i kurdukları günden beri, böyle demokratik bir seçim hiç olmadı. Vatandaşın kimi seçtiğini bilmez ve tanımaz. “Ben partime oy verdim” der. Nasıl ki spor kulüplerinde taraftarın, Genel merkezde kim yönetici, kim seçildi, haberi yoksa, tek sözü benim takımım diyorsa, siyasette de kimse kimi seçtiğini bilmez, benim partim der, oyunu kullanır.
Paşalar Cumhuriyetinde 188 siyasi parti var. TBMM 15 siyasi parti var. Türkiye’de siyasetin darmadağın ve nasıl şaşkın olduğunun işaretidir. AKP’de Bakanlık yapmış bir sonraki seçimde liste dışı kalmış çok insan hemen parti kurdu. Bunların çoğu geçen seçimde CHP ile ortaklık yaparak Parlamentoda Milletvekilleri var.
Türkiye’de siyaset bu kadar acz içerisinde, kimse ne yaptığını ve ne yapacağını bilemiyor. Siyaseti kullanıp zengin olmak isteyenler de genel merkezlere yağcılık ve uşaklık yapıyor.
23 Mayıs 2026




