
İbrahim Aksoy
Son günlerde, bazı bilim adamları ve siyasetçiler, geçmiş zaman savaşçılarını ve Din’i tartışıyorlar. Özellikle; 23 Ağustos 1514 yılında, karşı karşıya gelen, Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail tartışılıyor. Hangisi Alevi hangisi Sünni, hangisi Türk hangisi Kürt diye tartışıyorlar. 500 Yıl önce, yaşanan bir olayı tartışarak, bu günkü insanların yaşadığı sorunlara çözüm bulunamaz. Gelin 103 yıl önce Osmanlı atıklarının kurduğu Cumhuriyeti tartışalım, böylece de daha isabetli ırk ve din belirlenmiş olur. Aslında bunun tartışılacak bir yanı yoktur. Yavuz Sultan Selim; Afgan kökenli Müslüman, Şah İsmail de Kürt kökenli Kızılbaş, yani (Zerdüşt) dinindedir.
Birinci dünya savaşında, 30 Ekim 1918 tarihinde Osmanlı koşulsuz teslim oldu. 31 Ekim 1918 Tarihinde, Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzaladı ve geri çekildi. Yani bütün Osmanlı topraklarını ve savaş malzemelerini, Müttefik güçlere teslim etti. İşgalci güçler; İngiliz General Harington’u işgal edilmemiş Anadolu için görevlendirdi. 13 Kasım 1918 tarihinde Harington geldi, Padişah Vahdettin’den Anadolu’yu teslim aldı. Kısaca artık Anadolu’nun yönetimi, Harington’un emrindeydi, onun sözü geçerliydi. Bütün illere, İngiliz, Fransız ve İtalyan subaylar Vali olarak atandı. Artık Anadolu’da Haringtondan habersiz, karga bile gak diyemezdi.
Osmanlı subayları, 3-4 yaşında devşirilmiş, kimsesiz çocuklardan oluşuyordu. Bu çocuklarda aile akraba yok, nereden geldiklerini ve kim olduklarını bile bilmiyorlardı. En edilgen olan Albaylar, önce kısırlaştırılır ve öyle Paşa yaparlardı. Çünkü Paşaların Sarayı ile daha çok ilişkisi vardı. Padişah’ın haremi iyi korunması gerekiyordu. Okuyuculardan; Kısırlaştırmada düşünen var ise, acaba günümüzde bir Paşa torununu ortaya çıkarıp, insanlara gösterebilir miyiz? Hayır gösteremeyiz çünkü Osmanlı Paşaları öldü, soyu tükendi.
Savaşta bir tek Paşa, cephede ölmedi, nesinin uğruna ölecekti ki? Sıkışan cepheyi bırakıp kaçıp İstanbul’a geliyordu. Sultan Vahdettin de emir vermişti, İstanbul’a gelen Paşalar tutuklanıp, Yedi Kule Zindanlarına dolduruyordu. Mustafa Kemal Filistin cephesinden, 13 Kasım 1918’de İstanbul’a geldi, önce Harington ile görüştü, altı ay kaldı hiç bir sorun yaşamadı. Zaman zaman Harington ile de görüşüyordu.16 Mayıs 1919 Tarihinde, Sarayın özel yatı Bandırma Vapuruna bindi, Yedikule zindanlarındaki 19 Paşayı da yanına verdiler, Samsun’a gitti. 1917 Tarihinde kurulan Trabzon Cumhuriyet’ini dağıtmak üzere, Harington görevlendirdi gönderdi. Harington Türkey Cumhuriyet’ini kurdu, Osmanlı Paşalarına teslim etti, 6 Ekim 1923 Tarihinde Paşalar da düzenledikleri bir törenle İstanbul’dan uğurladı, çıktı gitti.
Mustafa Kemal 29 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti’ni ilan etti. 3 Mart 1924 tarihinde Halifeliği kaldırdı, Yerine Diyanet İşleri Başkanlığını kurdu. 30 Kasım 1925 tarihinde çıkardığı 677 sayılı yasa ile Aleviliği yasakladı. Türk Din Kurumu’nun 1945 tarihinde çıkardığı Türkçe Sözlükte, Din sözcüğünü “Kemalizm Türk’ün dinidir” diye açıklıyor.
Türkiye Cumhuriyet’i Kurulduğu günden beri, Hiçbir Kürt ve Alevi, Büyükelçi olmamıştır. Hiçbir Kürt ve Alevi Emniyet Müdürü ya da Vali olmamıştır. Hiçbir Kürt ve Alevi General olmamıştır. Devlet desteği ile son yıllarda zenginleşmiş ve MÜSİAD denen kuruluşun 14 binden fazla üyesi var, içerisinde bir tek Alevi yoktur. Günümüzde Alevi ve Kürtlerin yaşadığı şehirlerin hepsinde Milli gelir ortalama 5 bin dolardır ama devşirme Türklerin yaşadığı şehirlerde, ortalama kişi başı milli gelir, 20 bin doların üzerindedir. Bunun tesadüf olduğunu söylemek, aptallık olur. Elbette ki fındık toplayan Aleviler ve Kürtler, Karadeniz Pontus Türklerinden dayak yer.
500 yıl önce yaşamış Yavuz’u ve Şah İsmail’i bırak, Kürt-Türk arasındaki milli gelir farkını tartışalım.
Bahçeli-Öcalan’ın 40 yıllık Kürt-Türk savaşında, harcadıkları 2 Trilyon doların hesabını soralım.
Devlet üçüncü büyük bütçeyi, Kemalist Din’in Sünni mezhebi için ayırıyor. Gelin bunu tartışalım.
Türkiye’de 1925 yılından beri, Alevi inancı yasak, bir tek Şafi-i Cami’si yoktur, bunları tartışalım.
500 Yıl önceki Yavuzun savaşında, 700 yıl önceki Arapların Kerbela savaşında yandaş olmayalım.
Eylül 2026




