
Memo Şahin
On beş yıl boyunca Binxet’e odaklandı Kürt halkı, yatıp kalktı oradaki gelişmelerle.
Kürt kentleri kurtarıldığında birbiri ardına, bir yana bırakıp yüz yıllık derin acıyı, odaklandı umuda ve
yarına.
Afrin düştüğünde, bunu Girê Spî, Serê Kaniyê izlediğinde karalar bağlayıp şîn tuttu Kürt halkı dünyanın
dört bir yanında.
Halep’te iki mahalleye sıkışmış halkın büyük umutlar bağlağı bir hareket tarafından yanlız bırakıldığını
gördüklerinde bir seher vakti, yıkıldı dünyaları, tarifi imkansız bir karamsarlık çöktü Kürt Mahallesi’ne.
Ve bebeler öldü Cangorîler kenti Kobanî’de soğuktan ve açlıktan, tarih öncesinde değil, yakın
zamanda.
Oysa petrol ellerindeydi Kürt güçlerinin on beş yıl boyunca; hatırı sayılır bir kısmı Esad’ın ve
sonrasında Jolani’nin hizmetine sunulan.
Oysa buğday ve tahıl deposuydu Binxet ve denetimlerindeydi Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve
adına ‘Özerk Yönetim’ denen oluşumun.
Ve ne hikmetse bir varil mazot, bir çuval un düşmedi payına Kobanîlilerin.
Ve devreye sokuldu Entegrasyon Süreci, samimiyetin gereği olarak Rojava’da. Halka sorma, rızasını
almaya ise ihtiyaç duyulmadı bu alt-üst oluşta.
Başaramadı kimse, yağla suyu entegre etmeye, bizimkilerin anladığı ve uygulamaya koyduğu şekilde.
Ne yapılırsa yapılsın, yağ üstte, diğeri alttadır her zaman, zerresi karışmaz birbirine.
Bir terslik var bu işte. Küçük büyüğe, azınlık çoğunluğa adapte, entegre olur normalinde.
Tam donanımlı yüzbinlik silahlı bir gücün on bin çapulcunun emrine girmesini izahta güçlük çekiyor,
entagrasyonun mimar ve kalem erbabı.
Ne Özerk Yönetim ve SDG denen koca bir ordudan ne de Kürtçe eğitimden bir eser kaldı geriye. Ve
teslim edildi bir bir, yirmi bin Cangorînin kanı ve canıyla elde edilen tüm kazanımlar.
Ve saldırıyor çakallar SDG’den elde ettikleri zırhlı araç, ekipman ve silahlarla ceplerinde bir çakı dahi
olmayan savunmasız insanlara yeniden.
Kanlı tuzaklar, faklar kuruluyor dört bir yanda ve başları kesiliyor, diri diri yakılıyor civan delikanlılar
tutuldukları dört duvar ardında.
Ve halkın öfke ve hıncını dindirme görevi ise tenzili rütbeye razı olup generallikten müsteşarlığa ‘terfi’
eden, dünün gözde kadrolarına düşüyor, her defasında.
Oysa sadece bunun ayırdına varılsa, çözülecek bu kirli oyun, en azından o yakada.
Yüzbinlik bir güç ve 180 bin kilometrekarelik bir cografyanın üçte birlik bir kısmınının yöneticiliğiyle
sevk ve idaresinden maaşlı taşra memurluğuna razı olmanın hazin hikayesidir bugün Kurdistan‘ın
batısında yaşanan ve adına Entegrasyon Süreci denen!
Düşmeyen Kobanî 2014’te, teslim edildi 2026’da saldırganlara Entegrasyon hatırına.
İronik ve bir o kadar da trajiktir: Kobanî’de bir masa. Kobanîliler adına İbrahim Müslüm, Suriye Arap
Cumhuriyeti adına ise Jolani’nin danışmanı Mazlum Abdi etrafında.
Özetliyor bu kare olan biteni tüm çıplaklık ve berraklığıyla, fazla söze gerek kalmadan.
Yazık ve sed car heyf!
15.09.2026




